Yerli Pazarı – Furtherial: Through Struggle: Part Two

Merhaba.

Melodik death/thrash metal türü altında boy gösteren İstanbul çıkışlı Furtherial’dan bahsetmek istiyorum bugün. Son yıllarda ülkemizden çıkan pek çok üretken, müzik, prodüksiyon ve hatta imaj konusunda dünya standartlarını yakalamış pek çok gruptan biri Furtherial ve kesinlikle daha çok kişiye ulaşmayı ve övgüleri hak ediyor.

Part Two ibaresinden de anlaşılacağı üzere, Through Struggle iki bölümden oluşan, ilk kısmı geçtiğimiz yıl yayınlanan bir çalışma. Ortalama beş dakikaya yaklaşan çalma süresine sahip üç karanlık, soğuk ve her nasılsa ıssız besteden oluşan bu ilk kısmı objektif gözle bakınca epey taktir etmekle beraber melodik death metalin bu yer yer doom hissiyatına yaklaşan modeline pek ısınamadığım için herhangi bir şekilde hayranlık duyamamıştım. Fakat Başer Çelebi’nin her koşulda kendini dinleten harika vokal performansı ve ara ara öne çıkıp müthiş tat katan bas gitar aklımda yer etmeyi başarmış, ikinci kısım için heyecan duymama yetmişti.

Bu yıl, Nisan ayında yayınlanan Through Struggle: Part Two için aslında biraz daha agresif bir şey geleceğini tahmin ediyordum ve kısmen bu tahminim doğru çıktı. Kısmen diyorum, çünkü ben baştan sona çılgın atan bir şeyler görmek istiyordum ve grubun potansiyelinin yüksek tempoda daha belirgin bir biçimde açığa çıkacağı gibi tamamen mesnetsiz bir kanıya sahip olduğum için aslında bunun çok da bir önemi yok, haha. Velhasıl çok daha tempolu, agresif ve direkt bestelerden oluşan bir E.P. var elimizde ve elimizdeki bu yeni materyal için kullanılabilecek anahtar kelime ise groove. Hakikaten her parçada akılda kalıcı, insanı coşturacak türden bir şeyler mutlaka var.

Türk grupların sıklıkla içine düştüğü, profesyonel müzisyenlik seviyesine geçmeyi engelleyen bir durum var; müzisyen kardeşlerimiz, arkadaşlarımız, ağabeylerimiz akıllarına gelen, güçlü olduğuna inandıkları her fikri kullanmak istiyorlar. Halbuki beste yapmak aslında bir noktada doğru parçaları bir araya getirmek ve diğerlerini elimine etme işidir. Furtherial’ı sanırım en çok bu noktada taktir ediyorum; grubun şimdiye kadar dinlediğim hiçbir bestesinde ayrıksı duran bir bölüme denk gelmedim. Tüm besteler kendi doğal akış düzenine göre ilerliyor ve bu da çok daha gerçek, rahatlıkla içine girilebilir bir tını yaratıyor ve işin sihrinin bozulmamasını sağlıyor.

Başer’in ses rengi harika ve vokalini de ilk duyduğum günden beri beğeniyorum, ayrıca -ne yazık ki- ülkemiz için hala geçerli olan telaffuz/aksan bariyerini de kolaylıkla aşmış bir vokalist ancak vokal melodilerini biraz fazla bizden bulduğumu itiraf etmeliyim. Kulağıma özellikle batan bir şey yok ama küçük nüanslar peş peşe birikince dinlediğim şeyin sonunda bu yönde bir etki bırakıyor üzerimde. Bunun dışında bireysel performanslar hakkında herhangi bir değerlendirmem yok, taş gibi çalıyor mübarekler.

Kayıt, kapak, prodüksiyon anlamında da türün standartlarını yakalayan ve hatta kimi örneklerini geçen bir işe imza atmış Furtherial, ki bu aslında yeni bir haber değil; bu konuda her zaman çok başarılılar. Açıkçası gruptan beklentim çok yüksek ve umarım kısa zamanda şöyle saldırgan, iddialı ve Avrupa’da da ses getirebilecek türden bir şeylerle karşımıza çıkabilirler, zira Furtherial’ın yerli sınırlarımız içerisinde sıkışıp zamanla azalarak tükenmesini görmek gerçekten çok üzücü olur.

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

6 thoughts on “Yerli Pazarı – Furtherial: Through Struggle: Part Two

  • 4 Haziran 2018 tarihinde, saat 01:08
    Permalink

    Selamlar.

    tarzım olmasa da albümü sevdim. yani vokal benim zevkime hitap etmiyor. ama müzikaliteyi çok basarili buldum. tebrik ediyorum. şarkıların girişi inanılmaz başarılı. fakat akabinde gelen vokalin tonunu ya başarılı bulmadım yada dediğim gibi bana hitap etmediği için bir şey diyemeyeceğim. buna rağmen vokalin de kendine göre bir havası var. grup kendine özgü tarzını oturtmuş.

    ayrıca parçaların melodik kısmı yine başarılı. fakat ne zaman intro bitiyor, ataklar başlıyor, riffler geliyor o zaman sanki grubun müzikal havası da başka yerlere gidiyor. yada introları başka birisi yapmış gibi.

    albümün enstrümantal parçasının girişi de yine çok iyi. tek lirik olan “Since I’m yours… And you’re mine” sanki devamında yüzyılın en başarılı melankolik melodilerini dinleyeceğimiz bilgisini veriyor. sonra bir bakıyorsun ki aa parça bitmiş zaten, bu kadarcıkmış.

    genel olarak tarzı için başarılı. türkiye piyasası için 4/5 diyebilirim. dünya piyasası için albüm olarak çıkartıldığını da hesaba katarak 2,5/5 gibi bir puan verebilirim.

    Yanıtla
  • 4 Haziran 2018 tarihinde, saat 01:11
    Permalink

    bir de şunu eklemek istiyorum. Artwork by… diyor fakat gerçekten kapak çiziminde eğer bunu artwork olarak adlandıracaksak daha çok çalışmak gerekir. yani kapak çok klasik çok trash duruyor. grubun müzik tarzı da bir nevi öyle aslında. yeni bir şey yapmak istemiyorlar gibi. klasikler ile mutlular. yani kapağa uzun uzun baktım bir hikaye çıkartabilir miyim diye ama nafile.

    Yanıtla
    • 4 Haziran 2018 tarihinde, saat 01:40
      Permalink

      Selam, hoş geldin! Günümüzde pek çok grup kendini (eserini) bir kapak sanatçısına teslim edip eserin onda yarattığı duygularla oluşturduğu, bağımsız bir kapağı kullanıyor. Bu durum Furtherial için de geçerli mi bunu ben söyleyemem elbette ama bana öyle hissettirmişti.

      Yanıtla
  • Geri bildirim: Metalperver #2 – Metalperver

  • Geri bildirim: Metalperver #2 – Metalperver

  • Geri bildirim: Yerli Pazarı: Carnatia – Aeipathy – Metalperver

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.