Klasik Bir Cumartesi: Septicflesh – The Great Mass

Merhaba. Şimdiye dek Klasik Bir Cumartesi köşesinde değerlendirdiğim onlarca albüm arasındaki en yeni, en genç albüm olan The Great Mass’ın incelemesine hoş geldiniz.

Kalabalık bir kitleye hitap etmese de bilenin çok sevdiği bir grup olarak anılan Yunan death metalinin devasa ismi SEPTICFLESH, 2007’de yeniden toplanmaya karar verip akabinde Communion albümünü çıkardığında, grubun gelecekte aklımızı alabileceğine dair bazı ipuçları da kendini belli etmişti. Yeni bir vizyon ve akıl almaz bir prodüksiyon ile, sahip olduğu bütün silahlarını hiç sakınmadan kullanan grup, geri dönüşüyle birlikte adeta yepyeni bir kimlik kazanmıştı. Fredrik Nordström’ün (ARCH ENEMY, AT THE GATES, DARK TRANQUILLITY, DIMMU BORGIR, IN FLAMES, OPETH ve daha niceleri) prodüksiyon koltuğuna oturtan Yunan dostlarımız, daha önce yalnızca tek bir açıdan benzeri bulunabilen bir işi dört başı mahmur bir şekilde ortaya koyarak hakikaten fantastik işler yapacağının sinyalini daha 2008 yılında vermişti.

DIMMU BORGIR senfoni ile black metali, THERION senfoni ile koroyu, BEHEMOTH ortadoğu mitleri ve maddesel olmayana ait hikayeleri agresif, tempolu ve hız sınırına ulaşan bir coşkuyla birleştirmiş, ROTTING CHRIST ise kendi topraklarının binlerce yıllık kültürel mirasını var olan sistemi eleştirmek, hatta yıkmak için kullanmıştı ve saydığım tüm grupların alamet-i farikaları aşağı yukarı bu şekildeydi. Elbette bu basite indirgemek sayılabilir ama bu grupların dünyaca ünlü olmaları sağlayan özellikleri üç aşağı beş yukarı bunlar. SEPTICFLESH’in neden yayınlanalı yalnızca yedi yıl olmuş The Great Mass ile benim nezdimde klasik mertebesine ulaşıp bu köşede kendine yer bulabildiğinin cevabı ise çok basit; SEPTICFLESH bu grupların yaptığı her şeyi alıp hepsini birden, tek seferde başardı.

Peter Tägtgren’in (bir parantez açıp grup ismi yazmak istemedim, çünkü zaten Peter Tägtgren’i bilmiyorsanız neden burada olasınız)  aşmış prodüksiyon maharetleri, Seth’in muhteşem besteleri, beste ve orkestrasyon alanında master derecesi bulunan Christos’ın orkestrasyonu, Prag Filarmoni Orkestrası’nın albüme kattıkları veya herhangi başka bir detaydan bahsederek uzayıp giden şeyler sıralamak, The Great Mass‘ı müzikal bir değerlendirmeye tabi tutmak saçma ve anlamsız geliyor. Ne yapmak istediğini o kadar iyi bilen, şarkı yazımı veya belirli detaylara farklı şekiller verip besteye kimliğini kazandırma konusunda o kadar büyük ustalar ile karşı karşıyayız ki, hakikaten kelimeler kifayetsiz kalıyor.

Bir yandan 20. yüzyıl bestecilerini anımsatan modern tınılarla dolu, bir yandan yüzlerce kanaldan kulaklara hücum eden müzik ile barok dönemin kontrollü karmaşasını yaşayan, yine barok dönem özelliği sayılabilecek başladığı gibi biten bestelere rağmen o kısacık süresi içerisinde sayısız farklı fikir barındıran, zengin kelimesinin karşılığını bu kadar iyi bulabildiği nadide eserlerden biri The Great Mass. Grubun sıkça belirttiği gibi bir film müziği havasında, zaman zaman ürkütücü, zaman zaman ise aslında kilisede başlamış olmasının kontrastıyla tebessüm ettiren gotik müziğin kendine has çarpık güzelliğini yaşatan, kusursuz bir albüm The Great Mass.

Bazen geçmişin büyük bestecilerini zaman makinesiyle günümüze getirsek ve onlardan modern müzik dinamikleri içerisinde onlardan yeni bir şeyler yazmasını istesek ortaya neler çıkarırlardı, diye düşünürüm ve arkadaş ortamında da ara sıra bunun geyiği döner; açıkçası bu konu her gündeme geldiğinde aklımda ilk beliren düşüncelerden biri herhalde The Great Mass gibi bir şeyler yaparlardı oluyor.

Aradan geçen yedi yılın ardından albümün hangi türde olduğuna bile doğru düzgün karar veremiyorken tutup da The Great Mass hakkında şu şarkıda yaylılar ön plana çıkmış, bakın bu kısımda klavsen kullanmışlar, ne kadar ilginç değil mi, diyemezdim elbette. Bu müzik her ne ise, hangi çatının altında konumlandırılıyorsa, orada The Great Mass‘den daha iyi bir albüm görebileceğimizi -Septicflesh’in kendisinden bile- zannetmiyorum. Görkemli, ürkütücü ve geçmiş ile geleceğin inanılmaz bir birleşimi; The Great Mass, ekstrem metal içerisinde ışıl ışıl parlayan ve uzun yıllar boyu ışığı asla azalmayacak bir kusursuzluk timsalidir.

100/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Klasik Bir Cumartesi: Septicflesh – The Great Mass” için bir yorum

  • 21 Nisan 2018 tarihinde, saat 13:03
    Permalink

    Ara ara bu albümü açıp sanki hiç dinlememiş gibi en baştan şaşırıyorum. Akıl almaz gerçekten. Apocalypse ile başlayıp albümü kapatan üç şarkı tüm metal geçmişim içinde en çok dinlediğim şeylerdendir sanırım. Kusursuz.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.