Pain of Salvation – Remedy Lane

Konukperver: Burak Bostancıoğlu

 

…finding out at last that freedom is a state of mind…

 

Böyle bir albüm hakkında ne yazılabilir daha önce yazılmamış, ne söylenebilir daha önce söylenmemiş bilemiyorum. Bu sebepten ötürü albümü yıldırırcasına övmeden önce biraz grup ve albüm hakkındaki kendi deneyimlerimi paylaşmak istiyorum.

Bu albümü ilk dinlediğim sıralarda müziğe ulaşmak benim için şimdiki olduğu kadar kolay değildi. Bir grubun diskografisini bir şekilde edinip belki haftalarca, belki aylarca (bknz. Colors) o grubun derinliklerine dalar, grubun ilk gününden günümüze kadarki bütün değişim sürecini incelerdim.

Entropia, One Hour By The Concrete Lake, The Perfect Element I… Her birini dinlerken bir sonraki albümün kesinlikle o an dinlediğim albüm kadar iyi olamayacağını düşünüp, her seferinde grubun bir şekilde beni ters köşe etmesine şahit oldum. Ne sebeptir ki bu albümde sıraya önem vermeden Trace of Blood adlı manyaklığı dinledim. Burada çok enteresan şeyler oluyordu. Bu benim tanık olduğum şeylerin çok dışındaydı. Daha lise birinci sınıftaki masumane beynimin kaldırabileceğinden çok daha mükemmel, çok daha kompleks bir olaydı bu. Sonraki süreç ise zaten malum.

Yıllar sonra şunu söyleyebilirim ki Daniel iyi ki son derece karanlık ve alabildiğine depresif bir hayat geçirmişsin. Çünkü bu mükemmellikler akıl sağlığı yerinde, normal bir hayat geçirmiş birinin elinden çıkacak şeyler değil.

Bu kadar kendimden bahsetmem yeterli sanırım; şimdi albümü biraz kendi içinde övelim. Albümün başlangıcından bitişine kadar, sadece Rope Ends’in enstrümantal kısımları hariç, tüm müzik ve sözler Daniel Gildenlöw’ün elinden çıkmış.

Albüm Daniel ve eşinin 2001 yılında Budapeşte’de yaşadıkları duygusal sorunlardan yola çıkarak bir adamın kendini bulma hikayesini anlatıyor. Çıktığı dönemde Daniel o zamana kadar yazdığı en kişisel albüm olarak nitelendirmiş; geriye dönüp baktığımızda şu an bu konuda tacın A Passing Light of Day’e devredildiğini söyleyebiliriz sanırım.

Müzikal olarak her saniyesini ayrı ayrı övebileceğim bir albüm olsa da en çok belirtilmesi gereken detay kompozisyon açısından Dream Theater elemanlarının dahi ayakta alkışlayabileceği kadar değişken bir yapıda olması. Sakin kısımlarında da, deli manyak kısımlarında da akıcılık anlamında ders olarak okutulabilecek bir yapıda albüm. Daniel’in insanlık dışı vokalleri dışında,  daha sonra gruptan atacağı kardeşi Kristoffer Gildenlöw bas gitarda, Johan Longell bateride, Johan Hallgren gitarda ve Fredrik Hermansson da klavyede; her biri Daniel’in vizyonu doğrultusunda görevini layığıyla yerine getiriyor.

Progresif müziğe ilgisi olup da Pain of Salvation dinlememiş insan olduğunu düşünmüyorum. Dinlememiş insanların da bu yanlıştan dönmeleri için gayet güzel bir albüm Remedy Lane. Benim kişisel favorim hala o dillere destan perdesiz bas gitar tonuyla Perfect Element I. Fakat Daniel’in Talihsiz Serüvenler Dizisi gibi hayatında ilişki boyutunda düşman başına gelmesin diyeceğiniz hikayelerini dinleyip altmış sekiz dakika boyunca, keyifli bir müzik dersi tadında, hoşça vakit geçirebileceğiniz, modern bir klasik Remedy Lane.

İlk kritik denememde benden bu kadar; sürç-i lisan ettiysek affola.

 

We will always be so much more human than we wish to be.

                                                                                                  99/100

 

 

 

 

 

Pain of Salvation – Remedy Lane” için 4 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.