Klasik bir Cumartesi: Bathory – Hammerheart

Korhan’a yaptığım türlü hileler ve oynadığım akıl almaz oyunlar sayesinde bu haftalık ele geçirdiğim klasik albüm yazma görevi için baştan beri BATHORY‘e ele alacağım konusunda oldukça kararlıydım. Sorun şu ki, konu BATHORY gibi bir grup olunca ve diskografileri içinden tek bir albüm seçmek gerekince işler baya zorlaşıyor. Belki bir ya da iki albümü dışında tüm kayıtları rahatça efsane, klasik statüsünde değerlendirilebilecek bir gruptan bahsedince, ilk dinlediğim albümlerini seçmek gibi tamamen keyfi bir karar vermek durumunda kaldım, ve bugünkü konuğumuz “Hammerheart” oldu, ki aslında hiç de fena olmadı.

Büyük adam Quorthon’un grubu BATHORY kariyerine kutsal olan her şeye karşı, simsiyah bir tavırla başlayıp üç adet böyle albümle adını duyurdu aslında. Sonrasında ise başka bir efsane olan “Blood Fire Death” ile birlikte yine üç albümlük başka bir dönemin başlangıcına tanık oldu metal dünyası. Metal dünyası diyorum, çünkü neredeyse tek başına Viking metali şekillendirecekti BATHORY bu üç albümle ve peşinden bugün ayılıp bayılarak dinlediğimiz bir sürü grup yürüyecekti.

“Hammerheart”, “Blood Fire Death”te ilk defa duyduğumuz ve kendini neredeyse tamamen Nordik kültürü anmaya, Viking savaşçılarının adetlerini, kavgalarını, inançlarını dinleyiciye bir hikaye formunda anlatmaya yönelen bu yeni BATHORY’nin yapmaya çalıştığı şeyin ilerletilmiş, geliştirilmiş halini barındırıyor. Bu ilerlemiş, gelişmiş hali dahi yalnızca müzikal açıdan değerlendirildiğinde oldukça kusurlu olan bu albümün yıllar sonra tartışmasız bir klasik olarak görülüyor olmasının sebepleri birden fazla olsa da, en başında Quorthon’un dehasının yattığını söylemek yanlış olmaz. Elbette ki her müzik besteci ve icracılarının performansıyla değerlendilir; fakat “Hammerheart”ı (ve aslında bu üçlemedeki diğer albümlerin de) bir nebze de olsa bu açıdan farklı kılan bu albümlerin adeta bir Viking’in gözünden yazılıyor, anlatılıyor olması.

Yine yalnızca müzikal açıdan değerlendirilince başarılı sayılması oldukça güç bir vokalist aslında Quorthon. Bu albümde önceye göre biraz daha iyi olsa da fazlaca noktada yanlış notadan söylediğini, sesinin çatladığını, detone olduğunu fark etmek için herhangi müzikal bir eğitim gerekmiyor. Tüm bu kusurların, arkasındaki müzikle birleşince işin gerçekçiliğini arttırması; BATHORY’nin yaratmak istediği o savaş atmosferine olumlu anlamda katkıda bulunması ve adeta somutlaşıp gözlerimizin önünde can bulan o baltasından kan damlayan savaşçı imgesinin oluşmasında devasa bir pay sahibi olması ise işte Quorthon’un dehasının en güzel örneklerinden biri oluveriyor. Bunun yanında bir de koro vokaller işin epiklik boyutunu öyle bir arttırıyor ki onlara değinmeden geçmek albüme haksızlık etmek demek olur. Shores in Flames’in bariz aksanlı İngilizceyle tınlayan koroları üzerine çatlayan “FIRE!!!” haykırışı yalnızca düşününce bile tüyleri ürperten cinsten.

Makine gibi tonlanmış davullar ve yapay bir basa ev sahipliği yapan albüm tüm kuvvetini Quorthon’un yukarıda değindiğim hiddetli vokallerine ve esas olarak da gitardaki dehasına borçlu. İlk albümlerden acımasız black metal yırtıcılığının altında yatan thrash metal temelleri, MANOWAR’un o savaş kokan rifleri, akustik temelli yaklaşımlar ve hatta METALLICA’nın heavy metal’den ödünç alarak kendine uyarladığı gitar oyunlarının hepsinin kokusunu almak mümkün “Hammerheart”ta; dolayısıyla da orijinallikten ziyade icrasıyla, performansıyla ve tüm bunları bir arada kullanarak ortaya yeni bir sound çıkartabilmesiyle yükseliyor albüm. Tüm bunları bir arada kullanarak, ortaya böylesine epik bir şey çıkartabilmesiyle.

Son olarak da biraz albümün sözlerine değinelim.

Duyunca rüzgarın adımı fısıldadığını,
anlayınca ölme vaktimin yaklaştığını;
beni pelerinime sarın,
ve yanıma yatırın kılıcımı

diye seslenen Shores in Flames’te, ya da:

Hisset yıldırımların çakışını,
Çekicin üzengiye çarpışını,
Hisset ki anlayasın,
Babadan oğula kalanları

buyuran Father to Son’da kusur bulmak için çok fazla zorlamak gerek kendimizi. “Hammerheart”ı sıradan bir metal albümü, ve dahi BATHORY’yi sıradan bir metal grubu olmaktan çıkartan en büyük unsur Quorthon’un dehası dedim ya yukarıda, o dehanın kendini en çok gösterdiği yerlerden bir tanesi de zerre şüphe yok ki grubun şarkı sözleri.

1E064266-B6AE-4082-B343-D6B9F982F01D.jpeg

2004 yılında bir kalp krizi sonucu hayata gözlerini yuman ve böylece BATHORY efsanesinin de sonunu getiren Quorthon hatasız bir insan ya da hatasız bir müzisyen değildi elbette; ama bu onun metal dünyasında silinmesi mümkün olmayan izler, tarihteki yeri dünya alt üst olsa değişmeyecek albümler bıraktığı gerçeğini tabii ki değiştirmiyor. “Hammerheart” da o albümlerin en önde gelenlerinden bir tanesi.

97/100

CA0FB1C5-E73E-4180-A6C9-665320846FD0.jpeg

Ertuğrul Bircan Çopur

Doydum ama aç gözlülükten yiyorum.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.