Acranius – Reign of Terror

Osmanlı döneminde İstanbul’a yayılmış olan külhanbeyi kültürü hakkında bilgi sahibi misiniz bilemiyorum elbette ama bir tulumbacı geleneği olan mani söyleme alışkanlığını devam ettirerek sokaklarda bağıra çağıra dolanan, hamamların külhanlarında çalışan ve yaşayan, kimsesiz, kimseye de pek eyvallahı olmayan, müzik ve şiirle ilgilenmelerine karşın yürürken hava atmak ve gelişini müjdelemek için olduğu kadar kendisine yamuk yapanın, madik atanın, mahallesine dadanın pekmezini akıtmak için de kullandığı yumurta topuk ayakkabısıyla nam salmış bu serseri, haylaz ama yiğit delikanlılar arasından Solak Ligor’undan İpsiz Recep’ine, Piç Ardaş’tan Şık Manol’a kadar pek çok ünlü külhanbeyi çıkmıştır. “ANAMI KESEN BEN, BABAMI KESEN BEN!” benzeri nidalar ve manilerle İstanbul sokaklarını inleten külhanbeyleri tarihteki en enteresan karakterlerden bazıları.

Alman grup Acranius ile külhanbeyleri arasındaki ilişki ve işbu kritiği kaleme alırken bana böyle bir analoji kurmayı hayal ettiren şey ise brutal death metalci dört genç kardeşimden oluşan Acranius’un bir külhanbeyi edasında brutal death metal sahnesine girip namını alemin büyük isimlerine duyurmuş ve kabul ettirmiş olması ile ilgili bazı şeyler işte ama tam da şey yapmayın o kadar. Başka abuk şeylere de benzeteceğim daha bol bol.

2009’da kurulan ve “Reign of Terror” öncesi 2013 ve 2014’de birer albüm yayınlamış olan Acranius kavgada yere düşmüş adama vurmaktan çekinmeyen davar bir karaktere sahip ve kötü bir Emmerich filmindeki CGI mucizesi devasa dalgalar gibi önüne kattığı her şeyi yok edebilecek bir güç ile saldırıyor. Dev gökdelenlerin arasından suların yükseldiğini ve sokakları doldurmaya başladığını gören kahramanların suratlarında bir “hassiktir!” ifadesi oluyor ya hani, işte Reign of Terror’un ilk saniyelerinde hemen hemen aynı şey oluyor.

Acranius’un slam de denilen dayak arkafon müziği rifleri yazma kabiliyeti gerçekten de çok yüksek. Kimi zaman dur-kalklı, çoğunlukla çeşitli blast-beatler üstüne tremolo/staccato rifler ile bezeli Reign of Terror, doğru tempoda ve müziğin önüne geçmeyen davullar -arada öyle güzel es veriyor ki- ve yine gitarların önüne geçmeden insanın içindeki barışçıl her şeyi liğme liğme ederek müziği ve dinleyeni “VAR MI LAN BANA YAN BAKAN?!?!” moduna sokuyor. Reign of Terror dinlerken içinde dayak olmayan bir şey düşünmek gerçekten çok zor. Aradan şarkı seçip önermiyorum, zira zaten en uzunu bile üç buçuk dakikayı geçmiyor, hepsine bakarsınız. Yalnızca grubu bilenler için hardcore etkisinin önceki albümlere göre çok daha düşük olduğunu ve yer yer slam death metale yaklaşan bir hayvanlığa hazır olmaları gerektiğini belirteyim.

Yarım saatin biraz üzerindeki tam kararında çalma süresiyle, erken dönem SUFFOCATION riflerini andırarak gülümseten kimi gitarlarıyla, canavar davullarıyla, tür içinde dinlediğim en iyi vokal performanslarından biriyle ve başından sonuna dek “ben kavga etmeye değil pekmez akıtmaya, yok etmeye geldim ve bu konuda yapabileceğiniz hiçbir şey yok ulan!” tavrı ile Acranius saf oğlu saf bir brutal death metal albümü. Birkaç aydır dinlememe rağmen kimi dur-kalk bölümlerin fazla uzaması veya fazla alışageldik fikirler barındırması dışında bir kusur bulamadım, ileride de bulabileceğimi pek zannetmiyorum.

88/100

0tkTpkHDFSA

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Acranius – Reign of Terror” için 8 yorum

  • 20 Eylül 2017 tarihinde, saat 17:20
    Permalink

    Arap Hüsnü ve Kesik Nikola’yı da unutmayalım 🙂

    Yanıtla
    • 20 Eylül 2017 tarihinde, saat 20:14
      Permalink

      Hshaha. Kritiğin doğru yerine odaklanmışsın.👊🏻

      Yanıtla
  • 20 Eylül 2017 tarihinde, saat 18:00
    Permalink

    Tanıtmak adına çok iyi bir grup olmuş, hemen full albumlerini açtım dinliyorum. adamsın.

    Yanıtla
    • 20 Eylül 2017 tarihinde, saat 20:14
      Permalink

      Hayırlı olsun, eyvallah.👊🏻

      Yanıtla
  • 22 Eylül 2017 tarihinde, saat 00:14
    Permalink

    Bir tanıdık uğruna (!) (Eşim :D) metal müziği tam manasıyla sevmeyi demeyelim de anlamaya calıştığım şu zamanlarda bu tarz yaklaşımlı kritikler, metalin play tuşuna basmaya cesaretlendiriyor. Uzun zamandır hoşuma gidecek tutunacak “metalden” bir dal arayışında olunca insan, “konu güzel gibi dur bi dinleyeyim şunu.” Fikriyle yeni şeyler dinlemeye hevesleniyorum.
    Umarım ileriki zamanlarda da başka grupları yeni kritiklerde “başka abuk şeylere de” benzetmeye devam edersiniz. 🙂 elinize sağlık. Müziklemek üzere.

    Yanıtla
    • 22 Eylül 2017 tarihinde, saat 09:53
      Permalink

      Beni en mutlu eden yorumlardan biri oldu bu. Gerçi bu müziğe genel anlamda uzak biri için Arcanius biraz üst seviye kalıyor ama onu bile sizin için bir nebze “katlanılabilir” hale getirebildiysem demek ki bir şeyleri doğru yapıyorum.

      Tekrar teşekkürler bu güzel yorum için.🎈

      Yanıtla
  • 23 Eylül 2017 tarihinde, saat 06:40
    Permalink

    türden beklenenleri tam anlamıyla karşılayan bir albüm. içine girmesi gayet kolay, ilk dinlemeden itibaren insanı yakalayan işitsel bir dayak söz konusu.

    bir de Rising Nemesis Records’u takip etmek lazım. bu yılın en iyi brutal death metal icraatları (Analepsy, Carnal Decay, Maggot Colony) hep bu adamların bünyesinden çıktı.

    Yanıtla
    • 23 Eylül 2017 tarihinde, saat 07:06
      Permalink

      Analepsy’yi de bi ara yazayım diyordum bak, kaynadı gitti. Diğerlerine de bakayım ilk fırsatta.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.